Ağız ve diş sağlığının devamlılığını sağlamak için yaşam boyu etkili ve yeterli bakım gereklidir.
Sindirim sisteminin başlangıcı ağızdır.Ağızda tükrük varlığında çiğnemeyle beraber besinler yutulmaya ve sindirime hazır hale getirilir.Ağız sağlığına dikkat etmek sindirime faydalı olduğu gibi konuşma, tat alma , estetik görüntü ve çiğneme gibi birçok olumlu faktörü de beraberinde biz kazandıracaktır.Tüm bunlar iyi ve yeterli ağız bakımıyla olur.
Ağız bakımında mücadele etmemiz gereken büyük sorun diş çürüklerinin yanında dişeti hastalıklarıdır.Dişeti hastalıkları çene kemiğinin erimesine kadar ilerleyen sorunlar yaratabilir. Bu takdirde çürük olmayan bir dişin kaybı bile söz konusu olabilir.Sonuç olarak ağız bakımında ele alınması gereken dişler ve dişetleridir.İkisi bir bütündür.
Gümüş (Amalgam) Dolgu : Gümüş dolgu günümüzde en zararsız, uzun ömürlü ve en ucuz dolgu maddesidir. Gümüş, Kalay, Bakır Elementlerinin / alaşımlarının Cıva ile karıştırılması ile elde edilmektedir. Diğer dolgu maddelerine Oranla çok kısa bir süre içinde uygulanabilirler.
Işıklı (Laser) Dolgu : Diş hekimliğinde kullanılmakta olan yüksek devirli başlıklarının çıkardığı sesten ve yapılan nesteziden dolayı duyulan korkuya alternatif olarak geliştirilen Laser cihazları günümüzde popületiresini korumaktadır.Genelde estetik amaçlı olarak kullanılmaktadır.
20 Yaş
Gömülü 20.yaş dişlerinin problem olmasının nedeni genetik olarak bu dişe ihtiyaç kalmaması ve gittikçe çenelerimizin küçülmesidir. Çenelerimiz küçüldükçe 20.yaş dişleri kendine yer bulmak için zorlanmakta ve dolayısıyla diğer dişler gibi çıkamamaktadır. Kendine yer bulamayan 20.yaş dişleri öndeki dişi ittirerek baskı yapmakta ve bu da çapraşıklığa neden olmaktadır. Ayrıca çok geride olmaları ve etraflarındaki diş etinin normal anatomik yapıda olmamaları nedeniyle kolayca iltihaplanabilmektedirler.
• Tam gömülü 20.yaş dişleri ; genellikle sorun yaratmazlar. Fakat rötgen ile takip edilmeleri gerekir. tam gömülü olmalarına rağmen öndeki dişin köklerine baskı yapabilirler.
Kısmen çıkmış 20.yaş dişleri ; en çok sorun çıkaranlardır. Tam çıkamadıkları için öndeki dişe baskı yaparak çıkmaya çalışırlar. Üzerlerindeki diş eti parçası ( kapşon ) , zamanla arasına yemek artıklarının kaçması ve bakteri üremesi nedeniyle iltihaplanır.Dişin etrafındaki diş etinin iltihaplanması sonucunda ; ağrı , şişlik , abse oluşur. Çürük için uygun ortam oluştururlar.
• Tamamen çıkmış 20.yaş dişleri ; genellikle sorun çıkarmazlar fakat çok geride oldukları için fırçalanmaları zordur. Bu nedenle ağız bakımı çok iyi olmayan hastalarda koruyucu bir önlem olarak çekilmeleri tavsiye edilir.
20. yaş dişi iltihabı veya absesinin belirtileri :
- Ağrı ( kendiliğinden veya üstüne basınca )
- Şişlik ( ağız içerisinde veya yüzde )
- Kızarıklık
- Çene altındaki lenf bezlerinin şişmesi
- Yutkunma zorluğu
- Ağzın kapatılamaması veya kapatınca 20.yaş dişi üzerindeki diş etinin ısırılması , baskı olması.
Diş Eti Hastalıkları
Diş eti hastalıkları dişi çevreleyen dokuları ilgilendiren ve tedavi edilmedikleri zaman dişin kaybına neden olabilen hastalıklardır. Diş eti hastalıklarının en önemli nedeni dişlerin yüzeyine tutunan bakteri plağıdır. Bakteri plağının etkili bir ağız bakımı ile diş yüzeylerinden düzenli olarak uzaklaştırılmadığı durumlarda diş etleri iltihaplanır, kanamalı, kırmızı, şiş ve hassas bir görünüm alır. Bu hastalık gingivitis olarak adlandırılır.
Gingivitis tedavi edilmezse hastalık dişi çevreleyen daha derin dokular olan diş kökü ve alveol kemiğine yayılabilir; diş eti çekilmesi ve dişlerde sallanma ortaya çıkabilir. Bu durum periodontitis olarak adlandırılır.
Diş eti hastalıklarının erken dönemlerinde dişlerin cilalanması ve diş taşı temizliği ile hastalık tedavi edilebilirken ileri aşamalarında diş eti küretajı, diş kökü temizliği ve bazen de diş eti operasyonları gerekebilir. 3-6 ayda bir yapılan rutin kontrollerde diş taşı temizliğiyle olası diş eti hastalıkları engellenir. Mevcut rahatsızlıklar ise kontrol altına alınır.
Diş Sıkma - Gıcırdatma Alışkanlığı
Bruksizm (diş gıcırdatma) genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene hareketlerinin neden olduğu çeneleri sıkma, dişleri gıcırdatma olayıdır. Toplumumuzda sık rastlanır. Genellikle bu alışkanlığa sahip bireyler bundan habersizdir.
Diş gıcırdatmanın sebepleri nelerdir?
Bruksizmin (diş gıcırdatması) oluş nedenleri hakkında çeşitli görüşler vardır. Bazı araştırmacılar Bruksizmin dişler arasındaki kapanış ilişkisinin bozulmasından kaynaklandığını, bazıları santral sinir sistemindeki bir hastalığın neden olduğunu bazı araştırmacılar da bu iki nedeni de kapsayan çok yönlü bir problem olduğunu ileri sürmektedirler.
Bunun yanında duygusal stresler Bruksizmin nedenleri arasında en önemli faktördür. Vücudumuzda stres belirtilerini ilk olarak gördüğümüz yer ağız dokularıdır. Stres Bruksizmin hem oluş nedeni hem de olayın şiddetini artıran en önemli faktör olarak belirlenmiştir.
Tedavi
Tedavinin amacı dişlerde çene ekleminde oluşabilecek kalıcı zararları önlemek ve ağrıyı ortadan kaldırmaktır
Diş hekimi tarafından uygulanan, uyku sırasında dişlerin birbirleri ile temasını engellemek amacı ile alt ve üst çene dişlerinin arasına yerleştirilerek kullanılan "gece koruyucuları", diş gıcırdatması semptomatik tedavisinde kullanılan en önemli araçtır. Ancak gece koruyucuları çoğunlukla tek başlarına yeterli olamayabilmektedir.
Bu nedenle hastalığın sergilediği tabloya göre gece koruyucularının yanında bazı ek tedavilerinde uygulanması gerekmektedir:
- Stres terapisi,
- Rahat uyumayı sağlayıcı önlemler,
- Kas gevşetici ilaç uygulaması,
- Hatalı yapılmış diş dolgusu ve kaplamaların yenilenmesi,
- Eksik olan dişlerin yerine koyulabilmesi için protez uygulamaları.